Merhaba,
içlerindeki Küçük Prens'leri önemseyen
ve yaşatmaya çalışan herkese. Bizi yaşama
hazırlayan, yaşarken olaylara bakışımızı
değiştiren hikayeler vardır. Küçük Prens'in
hikayesi de bunlardan biridir. Yaşamda neyin
kalıcı olduğunu, gerçekten neye önem vermemiz
gerektiğini hatırlatır, kocaman açılmış
meraklı gözleriyle sorduğu sorular. Bu bölümde,
görünenlerin arkasındakini gören kalb gözlerimizin
tıkalı kanallarını açacak, bilgi komasına
girmiş beyinlerimizi arındırmanın yollarını
gösterecek hikayeleri sizlerle paylaşmak
istiyoruz.
Bizimle
paylaşmak istediğiniz hikayeleri bilgi@eflatun.com.tr
e-posta adresine gönderebilirsiniz. Hikayelerin
kaynaklarını ve yazarlarını da yazmanız,
onlara şükranlarımızı iletmemize vesile
olacaktır. |
"...Büyükler
sayılara bayılırlar. Yeni bir arkadaş edindiniz
diyelim: onun hakkında hiçbir zaman asıl
sormaları gerekenleri sormazlar. "Sesi
nasıl?" demezler örneğin, ya da. "Hangi
oyunları sever? Kelebek koleksiyonu var
mı?" diye sormazlar. Onun yerine. "Kaç
yaşında?" derler. "Kaç kardeşi
var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?"
Ancak bu sayılarla tanıyabileceklerini sanırlar
arkadaşınızı.
Eğer büyüklere, "Güzel bir ev gördüm,
kırmızı tuğlalı: pencerelerinden sardunyalar
sarkıyor, damında ise kumrular var,"
derseniz, nasıl bir evden söz etmekte olduğunuzu
bir türlü anlayamazlar. Ne zaman ki onlara,
"Yüz milyonluk bir ev gördüm,"
dersiniz, işte o zaman size, "Oo, ne
kadar güzel bir evmiş!" derler gözlerini
koca koca açıp.
Büyükler böyledir işte. Ama bunu onlara
anlatabilmek olanaksızdır. Çocuklar büyükler
karşısında her zaman sabırlı ve anlayışlı
olmak zorundalar... "
|